22 Ocak 2015 Perşembe

HM: FC Utrecht 0-1 Borussia Dortmund

Borussia Dortmund devre arasının 3. hazırlık maçınıda 1-0 kazanmayı başardı. Yeni transfer Kevin Kampl bu maçla birlikte BVB'deki ilk golünü kaydetti.

BVB Kadrosu:
Weidenfeller (46. Alomerovic) – Piszczek (76. Burnic), Sokratis (46. Subotic), Hummels, Schmelzer (46. Dudziak) – Sahin (73. Kirch), Gündogan (61. Ginter) – Blaszczykowski (64. Passlack), Reus (68. Kefkir), Kampl (46. Jojic) – Immobile (46. Ramos)

Gol: 17'Kampl

21 Ocak 2015 Çarşamba

Oyuncu tanıtımı: Felix Passlack

Son zamanlarda duraklama dönemine girdiği eleştirileri alan Borussia Dortmund akademisinden bir yıldız parlamaya başladı: Felix Passlack..

Aslında uzun zamandır profesyonel oyuncular ile çalıştırılması düşünülen genç yetenek A takımdaki eksik oyuncu fazlalığı sonucunda devre arası kampıyla beraber yeni dönemine başlamış oldu. 16 yaşında olan oyuncu futbol kariyerine Fortuna Bottrop ekibinde başladı. İkinci durağı olan Rot-Weiß Oberhausen'de oynarken BVB scoutları tarafından keşfedilen Felix son 2,5 senedir BVB altyapısında eğitimini alıyor.
Lars Ricken onun BVB'ye geliş sürecini şöyle anlatıyor: 'Biz Felix'i BVB yöneticileri ile tanıştırmak ve antreman tesislerimizi tanıtmak için çağırdık ve o burayı çok sevdi. Onun burada kalmasının onaylanmasının doğru bir karar olduğu daha ilk antremanda anlaşıldı.'

Almanya alt yaş milli takımlarında sağ bek oynayan oyuncunun BVB'de henüz mevkisi netleşmedi. Dortmund'da sağ-sol bek, ön libero, sağ açık ve on numara pozisyonlarında forma giyiyor.
Lars Ricken: BVB'de genç oyuncuları belirli bir mevkide tutmamaya karar verdik. Biz oyunculara geniş çaplı bir eğitim vermek istiyoruz. Felix'in mevkisi sağ bek gibi gözüksede onu şu sıralar on numara mevkisinde oynatıp geliştirmeye çalışıyoruz.

BVB U17 takımı antrenörü Hannes Wolf'un Felix'in rakip oyunculara baskı kurup öne çıkmalarını engelleme  özelliğinden yararlanmak için Felix'i önde oynatma kararına Almanya U17 antrenörü Christian Wück'de destek olsada Alman futbolundaki dış savunma oyuncu eksikliğininde göz önünde bulundurulmasını istiyor.
Felix Passlack'ın güçlü yönleri denildiğinde ilk akla gelen sorumluluk almayı çok sevmesi. Oyun içinde çok fazla konuşuyor, arkadaşlarını uyarıyor ve organize ediyor. BVB A takımı ile çıktığı ilk maçta 30 yaşındaki oyunculara bile bu uyarıları yaptığının görülmesi onu birden bir kaç kademe yükseltti denilebilir. Passlack'ın hücumda çok yetenekli olması, güçlü top kontrolü ve yüksek yüzdeli pas yeteneği bir kanat oyuncusu olarak çok öne çıkmasına neden oluyor. Zayıf yönlerinden bahsetmek gerekirse ise kafasına göre gol atmaya çalışması ve malesef bir Schalke taraftarı olması söylenebilir..

Almanya'daki uzmanlara göre BVB akademisinin en değerli parçası olarak gösterilen Passlack, Alman futbol federasyonunda gelecek beklenen yıldızlar kategorisine aldığı ve destek olmaya hazır olduğu bir oyuncu.
BVB Felix konusunda acele etme niyetinde değil. Henüz okula giden oyuncunun futbol ve eğitimi en iyi şekilde götürebilmesi için bir planlama yapılıyor.

Yazıya Lars Ricken ve Kehl'in Passlack ile ilgili düşüncelerine yer vererek son verelim ve şimdi bu işin ustası Klopp'ın ellerine gelen yeteneğin yıldızının parlamasını bekleyelim..

Ricken:
Bir yandan böyle yeteneğe sahip iken bir yandan da gelişimini sürdürürse neler yapabileceği herkes tarafından görülüyor. Henüz onun mevkisine karar vermedik, oyununa tam olarak bir  mantalite getirdiğinde bir karar verilecek. O 16 yaşında ve önemli olan bizim onun sırtına taşıyamayacağı bir sırt çantası yüklemememiz. Şuan okul eğitimi sürüyor ve biz futbolu bununla nasıl birleştiririz diye düşünmeliyiz. Tabi sonuç olarak o şuan profesyonel oyuncular ile birlikte çalışma fırsatını yakaladı ve bunun tadını çıkartmalı.
Kehl:
Felix işini çok iyi bir şekilde yapıyor, saha içinde bir çılgın ve çoğunlukla yüzünde bir gülümseme ile geziyor.


 Yazı sahibi: Okan Danışman (@Dortmund1907

(Yazının izinsiz kullanılması yasaktır..)

19 Ocak 2015 Pazartesi

HM: Borussia Dortmund 1-0 Steaua Bükreş

Borussia Dortmund ikinci hazırlık maçında da ilk oyundaki gibi sahadan 1-0'lık galibiyet ile ayrılmayı başardı. Kuba attığı gol ile yüzleri güldürürken, Kehl ve  Großkreutz'un sakatlıkları telaşa yol açtı.

BVB Kadrosu:
Weidenfeller (46. Alomerovic) - Großkreutz (74. Harder), Subotic, Hummels (46. Schmelzer), Sokratis - İlkay Gündogan (61. Burnic), Kehl (44. Ginter) - Jojic, Reus (46. Blaszczykowski), Kampl (65. Passlack) - Immobile (74. Stankovic)

Gol: 84'Kuba

Maçın tamamını buradan izleyebilirsiniz

14 Ocak 2015 Çarşamba

HM: Borussia Dortmund 1-0 FC Sion

Borussia Dortmund devre arası kampının ilk hazırlık maçını 1-0 kazanmayı başardı. Karşılaşmada Kampl ilk kez BVB forması ile tanışırken, 16 yaşındaki Passlack oyuna ilk 11'de başladı. Karşılaşmanın tek golü 59. dakikada Stankovic'ten geldi.

BVB Kadrosu:

İlk yarı:
Weidenfeller – Piszczek, Ginter, Hummels, Dudziak – Sahin – Passlack, Kampl, Gündogan, Großkreutz – Immobile
İkinci yarı: 
Alomerovic – Passlack, Subotic, Stankovic, Schmelzer – Kehl, Kirch – Dudziak (62. Harder), Jojic, Blaszczykowski – Immobile

Gol: 59'Stankovic

28 Aralık 2014 Pazar

Maç Detayları: Bremen 2-1 Dortmund

Borussia Dortmun ilk yarının son maçında Bremen'e 2-1 kaybederek devreyi 17. sırada tamamladı.

Bremen 2-1 Dortmund

Werder Bremen
R. Wolf – Gebre Selassie, Galvez, Lukimya, Santiago Garcia – C. Fritz, Bargfrede, Junuzovic (90.+1 Makiadi) – Bartels (90. Hüsing) – Selke, Lorenzen (59. F. Kroos)
Borussia Dortmund
Langerak – Piszczek (76. Blaszczykowski), Ginter, M. Hummels, Schmelzer – Kirch, Kehl (46. Kagawa) – Aubameyang, Gündogan, K. Großkreutz – Immobile

Goller: 3'Selke, 62'Bartels / 69'Hummels
Seyirci sayısı: 42.100

23 Aralık 2014 Salı

Kampl BVB'de!! Kevin Kampl Kimdir?

Ligde zor günler geçiren Borussia Dortmund devre arası kampı öncesi transfer bombasını patlatarak Red Bull Salzburg takımının futbolcusu Kevin Kampl'ı renklerine bağladı.
Bu özel oyuncunun artı/eksi yönlerini, BVB sisteminde yapabileceklerini Oğuzhan Oğuz'a sorduk..

Kevin Kampl Kimdir?

Profil

1990 Solingen doğumlu olan Kevin Kampl, Maribor'dan Almanya'ya göç eden bir ailenin çocuğu.

Solingen altyapısına küçük yaşta kaydolan Kampl, 4-7 yaş arası futbola alışma sürecini orada geçirdikten sonra 7 yaşındayken Leverkusen yolunu tuttu. Leverkusen tedrisatından çıkıp A Takıma kadar yükselen Kampl A Takım düzeyindeki siftahını Kharkiv deplasmanında bir UEFA Avrupa Ligi maçında yapmıştı. Ancak Kampl A Takım için sanırım yeterli görülmemiş olacak ki Leverkusen tarafından önce kiraya verildi (Fürth yolcusuydu), akabinde de bonservisi ile Osnabrück yolunu tuttu. Kampl için geriye doğru atılan o adım güzel günlerin habercisi olacaktı. Osnabrück ile geçirdiği iyi sezonun sonrasında 2.Bundesliga takımlarından Aalen'in yolunu tutan Kampl, takım ile 4 maça çıkar ve o 4 maç sonrası Salzburg tarafından beğenilir ve aynı(!) transfer dönemi içinde transfer edilir. Gerisi malum zaten. Salzburg'da geçirdiği 2.5 sezonda Avusturya Ligi'nin ve UEFA Avrupa Ligi'nin altını üstüne getiren, seviyenin ona hafif geldiğini hissettiren bir Kampl izledik.

''Salzburg Avusturya'ya çok fazla, istatistikler doğru referans değil'' şeklinde argümanlar gelebilir. Haklıdır da kısmen. Bu sebeple UEFA'dan rakamlarla konuşalım biraz, reel kapasiteye daha yakın rakamlar bunlar.

Geçen sezon 9 maçta 768 dakika süre aldı, 2 golü var. 5 asist yaptı ve Bebras Natkho ile beraber turnuvanın asist lideri oldu.

Mevcut sezonda 6 maçın tamamında 90 dakika sahada kaldı. 6 maçta 4 gol attı, 4 de asist yaptı. Asist krallığında zirveyi Gökhan Töre ve Andriy Yarmolenko ile paylaşıyor. 221 pas, 186 isabet. %84 yapar. İkna edici veriler gibi, grupta Dinamo Zagreb ve Celtic gibi o düzeyde diş gösterebilecek takımlar varken hem de.

Güçlü Yönleri

Çok atlet bir oyuncu. Salzburg'un 2 ve 3. bölgede uyguladığı sert baskının ardından direkt kaleye giden ve çabuk hücumlar oluşturan takım profiline bu yüzden çok uygun bir oyuncuydu. Ayak bileğinin iyi olması ve pasör niteliğinin gelişmiş olması sebebiyle takımın saniyeler içinde çıkılan hızlı hücumlarda isabetli paslarla net tehlikeler yaratıp skor üretmesine büyük katkıda bulunuyordu. Topu aldığında manevralarını çok çabuk yapabilmesi ve aerobik niteliklerinin üst düzey olması sebebiyle rakip savunma dengesini bozuyor. Özellikle kenarlardan merkeze yanaşıp rakibin savunma ve orta alan hatlarının arasına girdikten sonra çabuk davranması, dengesi bozulan rakip savunmaya karşı pozisyon üretme imkanı demek oluyor. Neticede belli bir alana yerleşen savunmada bekler kimi zaman kanatlardan içeri giren oyuncuları takip etmekte zorlanıyor ve stoperler bu oyuncuları karşılamak için bir adım öne çıkmak zorunda kalıyor. Bu da arkalarında alan bırakmalarını ve akabinde de 2 santrfordan birinin o alanı kullanma ihtimalini doğuruyor.

Salzburg'da pres göreviyle bezenmişti Kampl takım savunmaya yerleştiğinde. Bu şu anlama geliyordu. Salzburg'un 2 santrforu vardı. Biri Alan Douglas, diğeri Jonathan Soriano. Alan direkt olarak daha agresif ve ''ısıran'' forvet profiline uyuyordu. Soriano'nun ise 90 dakika stoperlere ve beklere 1'e 1 sert pres uygulayabilecek fiziki kapasitesi ve oyun kalitesi yoktu. Onun görevi daha çok toplu oyundaydı. Bunun sonucu olarak Kevin Kampl kimi zaman santrforlara kadar gelip pres yapardı ve Salzburg sol beki Andreas Ulmer'i de öne atarak ön alanda çok daha kalabalık olup ''boğucu'' bir pres uygulardı. Pas kanalı kapama ve direkt oyuncu üstüne gitme olarak presi ikiye ayıracak olursak her ikisini de layıkı ile yapabilecek bir oyun bilgisine sahip bir oyuncu Kampl, bunu temin edebilirim.

Atletizminden söz ediyordum. İlk adımı çok seri, ilk metrelerde oldukça iyi ve uzun mesafe sürati de hiç fena değil. Vücut esnekliği de oldukça yerinde. Fiziki kalitesinin bu kısmı tamam. 90 dakika devamlılığı da oynadığı düzeyler içinde oldukça yeterli. Dripling yapar, yeteneği ve atletizmini harmanlayınca oldukça iyi seviyede de yapabildiğini söylemek mümkün. Sürekli final pası yapmayı dener ve bunu asist sayılarından da kolayca anlayabiliriz. Ne kadar zeki bir oyuncu olduğunun fragmanını Astra maçında Sabitzer'in golünde yaptığı asistle göstermişti zaten.

Zayıf Yönleri

Skor, skor, skor. Geliştiriyor, evet, ama hala gelişime fazlasıyla açık. Ceza sahası koşularında ortalama bir gözün idrak edebileceği kadar ciddi bir gelişim var. Ancak genel olarak şut tekniğinin törpülenebileceği ve daha verimli bir hale getirilebileceğine inanıyorum. Ayak içini iyi kullanır, plaselerle skor üretebilir, ancak ayak üstü vuruşlarda gerek kuvvet gerek duruş kaynaklı olarak yeterli etkinlikte değil. Ayrıca yine herhangi bir pozisyonda kaleci ile birebir kaldığında yanlış son vuruş tercihi ile ''saç baş yoldurma'' ihtimali var, uyarmakta yarar var. Gelişime açık bir nitelik olduğunu ve umudun var olduğunu da eklemiş olalım.

Kuvvet eksiği olduğunu da düşünüyorum. Kuvvetten kasıt maç kaldıracak beden kuvveti değil, ikili mücadele gücü. Alman Ligi sertlik olarak şu ana dek bulunduğu platformların birkaç tık ötesinde, fiziki gelişimi de iyi düzeyde ilerleyecektir. Lig sertliğine ne denli ayak uydurur, zamanın göstereceği bir şey. Fizik kaliteyi genel olarak farklı özelliklerle değerlendirmek gerek. Fizik salt kuvvet değildir, ayrıca bir bedenin ne kadar hızlı olduğunu, ne kadar çabuk olduğunu ve ne kadar esnek olduğunu kapsar. Kampl fiziki kalitesi iyi olan ancak tamamlanmamış bir oyuncu. 26-27'sinde kuvvet ve sertliğe cevap kazandığında şu an bulunduğundan çok daha üstün bir oyuncu da olabilir, bu ihtimal fazlasıyla mevcut. Tehdit ise bu geçireceği kuvvet gelişiminin haddinden fazla olması sonucu patlayıcılığını kısmen yitirebilme ihtimali. Teknik ekibin uzmanlık alanıdır tabii, görmek gerek.

Nasıl Kullanılabilir?

Salzburg düzeninde 4-4-2'nin kanatlarında oynuyordu. Ancak bu Salzburg'un genelde rakiplerine ciddi bir hakimiyet kurması sebebiyle oyuncuların farklı alanları kapsaması sonucu 4-2-4'e dahi evriliyordu. Magic Rectangle olarak adlandırılan düzenin muadili (hatta neredeyse aynısı) şekil şemal olarak.
Savunma önündeki ikilide oynayabilecek alışkanlıklara sahip değil. Basit örnekle tempo ayarlamak ve  takım yönetmek, savunmada da ceza sahası koşusu yapan orta alan oyuncularını karşılamak gibi konularda sorun yaşar. Dortmund düzeninde daha çok santrfor arkasındaki üçlüden biri olacaktır. Çizgilerde oynarken de sürekli içe doğru hareketlenip koridorunu bindiren bekler için boşaltıp kendisi de santrfora yakın olmak isteyecektir.

Sonuç?

Futbolcuları her zaman 4 parametre üzerinden değerlendirmeye çalışırım. Yetenek, oyun bilinci, fiziki kalite, zihinsel kalite. Yetenek konusunda sınıfı çok rahat geçtiği zaten aşikar, eksileriyle ve artılarıyla az çok anlatmaya çalıştım. Oyun bilinci konusunda da Leverkusen ve Salzburg tedrisatlarında yeterli donanımı elde etti, oyunu oldukça iyi biliyor. Fiziki kalite boyutuna detaylıca girdik zaten. Gelelim son odak noktasına, zihinsel kaliteye. Arzulu, agresif, kazanma isteği üst düzey ancak kimi zaman heyecanından ötürü tercihlerde ufak sorunlar yaşar. Kırılma noktalarında nasıldır ve ''lider'' olmayan bir takımda nasıl oynar? Bunu Dortmund'da gösterecek, bu sezon yeterli şansı bulursa şayet.

Sportif direktör Michael Zorc'un da söylemiş olduğu gibi, Dortmund düzenine çok uygun bir oyuncu. Gerek temposu, gerek pres futboluna ve akabinde hızlı hücumlara alışık olması gibi etkenler onu Dortmund şablonuna uyduran nitelikler. İyi bir transfer olduğunu, Kampl'ın da bu transfere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. İki taraf da bekleneni birbirine verirse (gelişim, süre, katkı) çok doğru ve olumlu bir transfer olmuş olacak sonuç itibariyle de. Yeni bir düzen, benzer bir kültür ancak bir üst seviyeye çıkıyor Kampl. Artık rüşt ıspatına geldi sıra.


BVB Türkiye Blog olarak Oğuzhan Oğuz'a  bize zaman ayırarak yaptığı detaylı analiz için teşekkür ederiz. 


Oğuzhan Oğuz (@oguzhann10)

19 Aralık 2014 Cuma

Maç Detayları: Dortmund 2-2 Wolfsburg

Borussia Dortmund 2014'ün son iç saha maçında Wolfsburg ile karşılaştı. Bu yılın en iyi takımlarından biri olan Wolfsburg karşısında da iyi bir oyun oynamayı başaran BVB yine son bölümde yediği gol ile sahadan 1 puan ile ayrıldı.
Immobile'nin güzel performansı yüzleri gündüren etken olsada yenilen basit gol hastalığının bu maçta da devam etmesi moralleri bozdu..

Dortmund 2-2 Wolfsburg

Borussia Dortmund
Langerak – Durm, Subotic, M. Hummels, Schmelzer – Kehl, S. Bender – Aubameyang, Gündogan (75. Kirch), K. Großkreutz – Immobile
VfL Wolfsburg
Benaglio – S. Jung, Naldo, Knoche, R. Rodriguez – Guilavogui, Luiz Gustavo (79. Arnold) – Vieirinha (63. D. Caligiuri), De Bruyne, Perisic (84. Olic) – Dost

Goller: 8'Aubameyang, 76'Immobile / 29'De Bruyne, 85'Naldo
Sarı kart: Subotic
Seyirci sayısı: 80.467

14 Aralık 2014 Pazar

BVB Türkiye Röportaj: Türkiye'deki BVB severler ile takımımızı konustuk..

BVB hakkında konuştuğumuz blog röportajlarında bu kez Dortmund'un Türkiye'deki sevenlerine yer verdik. İşte binlerce kilometre uzakta olsada içinde Sarı-Siyah heyecanı duyanların düşünceleri:


BVB Türkiye:
Borussia Dortmund'a neden sempati duyuyorsunuz?

Atalay: Borussia Dortmund'a sempati duymamın başlıca sebebi; İflastan lig şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi finali gibi başarılar. Klopp faktörü, taraftar faktörü de var onlar ayrı tabii. Klopp'un oyuncularla ilişkileri, taraftarın her zaman destek çıkması vb. ister istemez sempati getiriyor zaten. Her maçını kapalı gişe oynama faktörünü de unutmamak lazım.

Aynur: İlk başlarda Borussia Dortmund'a sempati duymamın sebebi Nuri Şahin'di.Ama takım hakkında bilgi edindikçe birçok sebebi oldu tabi.Öncelikle Dortmund taraftarı ve takımın taraftara olan saygısı beni çok etkiliyor.Taraftar günlerinin,taraftara açık antrenmanların olması,maç sonu galibiyetin taraftarla kutlanıp,yenilgiyle biten maçta taraftardan özür dienmesi harika şeyler.dünyann en iyi taraftarına sahip olan ve taraftarına en çok  önem veren takım Borussia Dortmund..
Bir diğer sebep ise çok saygılı bir kulüp olması.Örneğin Gs maçi öncesi Türkiye'ye gidecek taraftarlarına "Müslüan bir ülkeye gidiyorsunuz alkol alımında dikkatli olun"demesi beni etkilemişti.Ayrıca diğer takımlara karşı da çok saygılı  bir kulüp.Mesela diğer takımların genç futbolcularıyla konuşuo akıllarnı çelmeye çelmeye çalışmıyor ya da takımın önemli futbolcularının transferi ile ilgili saçma sapan konuşmuyor.
Takımın her zaman birlik olması galibiyette de yenilgide de sempati duymamı saglıyor.Son zamanlarda maç günleri BVBnin resmi facebook hesabından Türkçe paylaşım yapması ayrıca mutlu ediyor

Ceyda: Herkesin BVB deyince aklına tek bir şey gelir. Ateşli taraftarı. Benim de Dortmund'u sevmemin en temel nedeni müthiş taraftarı ve Süd tribünü. O tribünü görüp de içinde tribün kültürü yatan birinin aşık olmaması elde değil. O muazzam tablo insanın içini titretiyor. Bir diğer nedenim ise Klopp :) Bir insan ancak bu kdar kendine çekebilir birini. Mainz 05'te son senesinde tanıdım kendisini. Gerçekten sözleriyle, cevaplarıyla müthiş bir insan :)

Esra: Aslında ilk sebep Takim ve taraftar arasındaki bağ daha önce hiçbir takım ve taraftarın birbirlerine bu kadar bağlı olduklarına şahit olmamıştım. Maçın sonucu ne olursa olsun hep destekliyorlar

Esra Yılmaz: Sanırım bu sorunun yüzde 90 cevabı taraftarlardır. Takım bir şekilde dikkatinizi çeker ama ona sempati duymanızı sağlayan en büyük etken taraftar olur. Benim de sempati duymamın en büyük nedeni taraftar. En kötü günde bile kapalı gişe maç oynatan taraftarı sevmeyelim de taşa mı dönelim :)

Hüseyin: Kendi çabalarıyla bir yere gelen, küllerinden doğan bir hikayesi olan, kendi yıldızlarını üreten, taraftarı ile bütünleşmiş ve ona saygı duyan bir kulüp olduğu için büyük bir sempati besliyorum.

İbrahim: Dortmunda sempati duyma sebebim köklü tarihi, südtribüne ve yakın tarihte gerçekleştirdikleri olağan üstü rejenarasyonudur.

Mustafa: Borussia Dortmund'a kalpten bağlı olduğumu hissediyorum. Bu bir sempatiden öte, "Gerçek Aşk" :) Ben genellikle bu tarz kulüplere büyük saygı duymuşumdur. BVB,  hazır parayla değil; planlı, projeli, kendi bünyesinden yetiştirdiği evlatlarıyla büyüyen ve taraftarıyla özdeşleşerek hem kendisini büyüten, hem de taraftarını büyüten bir kulüp. Dortmund çok çekici ve "Sarı Duvar"ı ile insanı mest eden bir karizmaya sahip.

Simay: Borussia Dortmund’a sempati duyuyorum çünkü o artık benim 2. takımım haline geldi.Dortmund çok köklü bir takım olduğu için insan çabuk etkileniyor.Futboluyla, taraftarıyla ve futbolcularıyla cidden çok iyi bir takım.Bu takıma sempati duymamak imkansız, bu yüzden bende alamadım kendimi.

Ufuk: Küçükken televizyonda denk gelip renklerini sevdiğim takıma olan sevgin yılar geçtikçe arttı. Ayrıca takip etmeye başladığım yıllarda neredeyse iflasın eşiğinde olan takımın sürekli daha iyiye gitmesi beni gittikçe takıma daha çok bağlayan bir başka sebeptir

Volkan: Süd tribünü sayesinde (neden o kadar iyi olmak zorundalar ki)

Yaren: Çünkü dünyadaki en iyi taraftara sahip takım, en sevecen oyunculara ve Jürgen Klopp gibi bir teknik adama sahip. Sempati duyulmuyacak gibi bir takım değil kısacası.

Yaser: Bu takımda farklı şeyler var.Her maç tribünleri full dolduran taraftarlar,taraftarla bütün olan bir kulüp,kulüpteki oyuncularda Süd'den gelenler,taraftarlardan daha ateşli bir teknik adam var.Açıkçası böyle bir takıma sempati duymamak imkansız :)

Yusuf: Borussia Dortmund'a sempati duymamın nedeni paraya karşı emeğin savaşı mücadelesi verdiği içindir, renklerime aşığım.
BVB Türkiye:
Takımda en sevdiğiniz oyuncu kim? Neden?


Atalay: Takımda en sevdiğim oyuncu Marco Reus çünkü oyun tarzını idol aldığım birisi. Onun haricinde ise emektarlığı ve taraftar ile ilişkilerinden dolayı Kevin Großkreutz.

Aynur: En zorlandığm sorulardan biri.Tüm oyuncuları seviyorum tabiki ama bir isim söylenecekse Kevin Grosskreutz.Küçüklüğünden beri Borussia'lı olduğu ve taraftarın içinden geldiği ve BvB'de oynayarak hayalini gerçekleştirdiği için takıma en bağlı olan ve en tutkulu oynayan futbolcu bence.Hangi kulüpten, kaç para teklif gelirse gelsin Borussia'yı asla bırakmayacağını bilmek ayrı bir sevgi ve güven katıyor.

Ceyda: Takımın her oyuncusunun yeri çok ayrı. Seçim yapmak gerçekten zor. Reus desen Nuri'nin hatrı kalır, Mkhitartan desen Aubameyang'ın. Ama benim en sevdiğim oyuncu Mats Hummels. Oynadığı oyunun yanı sıra kalbimi kazanmasının tek nedeni Bayern Münih alt yapısında yetişip doğru renklerin sarı-siyah olduğunu anlaması :)

Esra: Nuri Şahin ❤ İlk başlarda türk olduğu için sempati duymuştum ama onu biraz daha araştırınca ne kadar mütevazı ve güzel kalpli bir insan olduğunu farkettim. Ve tam 5 yıldır onunla ilgili herşeyle ilgileniyorum, araştırıyorum diyebilirim ��

Esra Yılmaz:  Marco Reus. Onun Dortmund'dan gidiş dönüş hikayesi, şimdiki bağlılığı, maçlardaki kilit rolü, golleri, oyun tarzı vs şeyler bir adım öne çıkarıyor Reus'u ama Auba'nın saçları,sosyal medya paylaşımları ve bu sezonki katkısı müthiş.Kevin'in tribünden gelmiş ama orayla bağlantısı koparmamış olması çok güzel.Lukasz neden bilmiyorum ama bu adamı seviyorum:).Nuri'yi anlatmaya gerek yok zaten. Efendiliği yeter onun. Bir abim olsa bu kadar sevebilirim :)

Hüseyin: Saha içindeki duruşu, liderlik vasıfları, karizması ve keskin bakışları ile Mats Hummels.

İbrahim: Nuri Sahin en sevdigim oyuncudur çünkü Dortmundda dogup büyüdü ayrıca türk olması önemli etkenlerden biri.

Mustafa: Takımda yetenek olarak elbette en beğendiğim oyuncu Marco Reus... En sevdiğim futbolcu ise tribünlerin bağrından kopmuş, BVB'ye gönülden bağlı Kevin Großkreutz. Hırsıyla, azmiyle, arma aşkıyla bizleri sahaya yansıtan bir futbolcu. Kevin benim gözümde artık bir efsane.

Simay: En zor soru bu olsa gerek.Çünkü takımdaki bütün oyuncuları çok seviyorum.Ama birini seçeceksem de bu kişi Marco Reus olur.Çünkü Reus her şeyiyle farklı bir  oyuncu.Onu Mönchengladbach’ta oynadığından beri takip ettiğim için biraz daha diğerlerinden ayırıyorum.

Ufuk: En sevdiğim oyuncu Mats Hummels. Diğer oyuncuları özellikle Nuri ve Kuba'yı da seviyorum elbet ama Hummels'in yeri biraz daha ayrı benim için. Takıma katılış şekli, sağladığı uyum, şu anda kendisine yapılan yüksek ücretli tekliflere rağmen takımı bırakmak istememesi ve vasat bir defans olarak geldiği Dortmund'ta dünyanın en iyi stoperi olması kendisini çok ayrı bir seviyeye çıkarıyor benim için.

Volkan: Hummels ...Üzücü sakatlıklar yaşasa da Subotic'le birlikte çok iyi bir ikili oluşturuyorlar.

Yaren: En sevdiğim oyuncu diye bir kısıtlama yapamam ama Nuri Şahin'e ayrı bi sempati duyuyorum bu da Türk olmasından kaynaklanıyor olsa gerek.

Yaser: En sevdiğim oyuncu Kevin.Takımı için her pozisyonda,her anda yardımcı olan bir oyuncu.Takımına aşık.Çünkü Süd'den geliyor.İçimizden biri.Takımdaki sesimiz gibi :)

Yusuf: Kesinlikle MARCO REUS, adeta ona aşığım  tek idolüm fiziki bakımdan da benziyor sarışınız ikimizde tapıyorum desem yanlış olmaz tanışmak istediğim nadir insanlardan. Futbolu beni mest ediyor.

BVB Türkiye:
Unutamadığınız BVB maçı hangisi?


Atalay:
2012/2013 sezonunda 2-1 kazandığımız Real Madrid maçı. O maçtan sonra BVB'nin tarihini araştırmaya başladım, ilk sempatimi o zaman duydum. Tam taraftarı olduktan sonra ise yine 2012/2013 sezonunda 3-2 kazandığımız Malaga maçı.

Aynur: Unutamadığım BVB maçı Şampiyonlar Ligi'nde finale çıktğmız 2013 yılındaki deplasmanda 0-0 biten maçın Westfalen'deki rövanş maçında 90. dakikada 2-1 yenik durumda olan BVBnin maçı 3-2 kazanıp yarı finale çıktığı Malaga maçı. Maçın Türkiye'de yayını olmadığı için internetten link bulup izlediğim,izlerken henüz gol olmamasına rağmen BVB Türkiye hesabının gol tweetini görüp "noluyo lan" dediğim maç.internetten biraz geç geliyo tabi. Mucize gibi bir maçtı,maçın sonunda sevinçten ağladığım hatırlıyorum.Her ne kadar son göle ofsayt dense de Malaga'nın da 2.golü ofsayt.Yani haksiz bir galibiyet haksız bir yar final olduğunu düşünmüyorum.

Ceyda: Hafızamda çok iyi yer edinen iki maç var. Birincisi sanırım çok sıkı Barça taraftarı olmamdan olacak ki Lewandowski'nin devleşip Real Madrid'e 4 attığı o müthiş gece. İkincisi ise yine aynı sene oynadığımız ve 4-2'lik skorla kazandığımız Almanya Süper Kupası maçı. O maçta kupayı gerçekten çok istiyorduk ve bunu apaçık göstermiştik. Nitekim de öyle oldu. Reus'un ve İlkay'ın golleri bize hayat vermişti. Van Buyten'i unutmamak lazım :)

Esra: Tabiki Şampiyonlar ligi finali... Hayatımın en güzel ve en kötü gecesiydi diyebilirim... Daha ha Dortmund'un CL finalinde olduğunun mutluluğunu doyasıya yaşayamamişken, yenilgi ağır bi hasar verdi haliyle ��

Esra Yılmaz:  CL finali :) Tüm sezon bir Real Madrid-Barcelona maçı için yapmadığını bırakmayan UEFA'nın umutlarını iki Alman takımı yıkmıştı. O zaman Dortmundla çok ilgilendiğimi söyleyemem ama o sene herkesin bir şekilde dikkatini çektikleri için benim de çekmişti ve bu yolun sonunu getirmelerini herkes gibi ben de istiyordum ama ne yazık ki olmadı.

Hüseyin: 1997'de Galatasaray ile oynanan 4-1'lik maç. Okula yeni başladığım dönem, mahallede bir abimizin giydiği ve beni fazlasıyla cezbeden BVB formalarının üzerine izlediğim ve Türkiye'de tuttuğum takımın ezeli rakibine karşı alınan bu galibiyetle takıma olan sempatim daha çok pekişti. Bu maçla birlikte tam olarak BVB'li oldum diyebiliriz.

İbrahim: Borussia Dortmund 3-2 Malaga macı cünkü o gün kalp krizinden döndüm. Olagan üstü bir sekilde tur atlamıstık.

Mustafa: Aslında çok maç var. Şampiyonluğu garantilediğimiz Mönchengladbach maçı çok özeldi ama sanırım Lewa'nın Real Madrid'i 4'lediği maç daha unutulmazdı. Tüm dünyanın Dortmund'un gücünü gördüğü, Dortmund'a saygı duymasını sağlayan maç buydu.

Simay: BVB’nin Freiburgla 20 Kasım 2010 tarihinde Mage Solar’da oynadığı maçı unutamam.Unutamamamın sebebi ise Blaszczykowski’nin boş kaleye topu atamamasıydı.O anlık sinir, öfke ve üzüntüyle ekrana sadece bakıyordum.Şoka girmiştim.Aylarca gözümün önünde o pozisyon canlanıyordu.Unutmadım unutamam da.

Ufuk: Unutamadığım maç Ekim 2010 Köln-BVB maçıdır kesinlikle. Nuri'nin Podolski'ye verdiği inanılmaz cevap dışında önceki sezon ligde 5. olmuş takımın şampiyonluğa uzanan yılının başlangıcıdır bence o maç.

Volkan: Malaga ..Herşey bitti derken gelen o gol inanılmazdı.

Yaren: BVB 4-1 Real Madrid. Real madrid gibi bi takımı yenmeyi başarması açısından unutamadığım bir maçtı.

Yaser: Bayern Münih'le oynadığımız ŞL finalini unutamam.Krizlerden gelen,transfere astronomik para harcamayan,tamamen yönetici ve teknik adam başarısıyla yükselen bir takımız biz.Maçtan önceki gece heyecandan uyuyamamıştım.Kazanamasak da bizim için çok büyük bir başarıydı.Ayrıca bu yoldaki bir inanılmaz galibiyet olan Malaga zaferini de unutamam :)

Yusuf: Elenmemize rağmen Real Madrid'i Signal Iduna Parkta 3-2 yendiğimiz maçtır. Reus'un 2 gol atıp yıldızlaştığı maç ayrıca bu sezonun başındaki Bayern süper kupa maçının yeride ayrı. Bayerne karşı alınan galibiyetlerin hepsinin yeri ayrı.
BVB Türkiye:
Takımın şuanki durumu hakkında neler söylemek istersiniz?

Atalay:
Takımın şuan ki durumuyla ilgili yorum yapmanın çok zor olduğunu düşünüyorum, çünkü 3 kulvarda mücadele ediyor, bunların 2sinde muhteşem bir performans varken, lig arenasında neden böyle olduğunu anlayamadım bir türlü.

Aynur: Takımn şu anki durumu kötü gözükse de bu günleri atlatacağmızdan eminim.Açıkçası 2.lige düşeceğimizi hiç sanmıyorum.Kloppo'ya ve oyuncularımıza güvenim tam.Aslında son maçlarda oyuncuların ,Kloppo'nun fazlaca çaba sarf ettiği görülüyor.Fakat hakem hataları,birçok pozisyon olduğu halde atılamayan gollerin olması,önemli oyuncuların sakat olması sıkıntı yaşamamıza sebep oluyor.Geçen hafta galibiyeti aldık artık yükselişe geçeceğimizi, ilk devreyi olabilecek en iyi yerde bitireceğimizi düşünüyorum.

Ceyda: Takımın şu andaki durumundan ne yazık ki memnun değiliz. Çoğul konuşabilirim çünkü gerçekten kötü bir sezon geçiriyoruz. Öne geçtiğimiz ama kaybetteğimiz ya da berabere biten maçlar gerçekten bizi bataklığa sürükleyen şeyler oldu. Kızgın mıyım, hayır. Sadede Dortmund'un bu durumuna çok üzülüyorum ve 'nerede o Dortmund' demekten kendimi alamıyorum. Ama ben inanıyorum ki çıkacağız bu bataklıktan. Belki bu sene Avrupa zor ama biliyorum ki ligin sonunda ligin başına nazaran daha iyi bir yerde olacağız.

Esra: Ligde şuan görüldüğü üzere iyi durumda değiliz ama takım ve taraftar olarak  kesinlikle bununda üstesinden geleceğimize yürekten inanıyorum. "Kümede Kal Dortmund" diyenleri utandiracağiz ��

Esra Yılmaz:  Anlam veremiyorum aslında. Klopp'un da dediği gibi bir özgüven kaybı var takımda. Kötü oynuyolar diyemem. 'Sakatlar dönsün olacak' dedik ama çoğu dönmesine rağmen kıpırdanma yok. 2 sezonu domine eden takımı böyle görmek üzüyor.

Hüseyin: Tamamen şanssız bir takım olduk. Futbolun bütün doğruarını yapıp topu 3 direk arasından geçiremeyen, atamayana atarlar sözünü her hafta canlı canlı yaşatan bir takım olduk. Keyifli maçlat ve trajik sonlar bağımlılık yapti ama futbol şansı elbet bizden yana dönecektir. Dipteyiz ve zirveden başka gidecek yerimiz kalmadı. Güzel günlerden başka gidilecek yerimiz yok.

İbrahim: Suan Bundesligada cok kötü bir durumda olabiliriz ama bu günleri daha öncede görmüs bir kulüp bu durumdan anlının akıyla kurtulacaktır. Bizi bırakıp giden futbolcuları anmayalım yeter.

Mustafa: Takımın durumu elbette çok kötü. Bundesliga'nın en büyük 2.gücü ligin dibinde. Oyuncular üzerlerinde baskı hissediyorlar, sahada elleri ayaklarına dolanıyor ama sakatlıklar da çok büyük etki etti tabii ki. Şampiyonlar Ligi'nde durum çok farklı ama aynı etkiyi Bundesliga'da da görmemiz gerek. Kloppo takıma gereken güveni, disiplini aşılayacaktır fakat ilk 4 zor ama hiç fark etmez. "Sürekli başarı isteyen Bayern'i tutsun" :)

Simay: BVB sezona kupayla başladı.Tam iyi giderken Freiburg maçından sonra alınan 1 beraberlik ve üst üste gelen 6 mağlubiyetle çöküşe uğradı.Reus’un bir iyileşip tekrar sakatlanması orta sahayı zor durumda bıraktı.Kagawa, İmmobile, Ji, Ginter ve Ramos’un alınması ancak Lewandowski’nin gitmesi kadroyu yeniden gözden geçirmeye zorladı.Ancak bu durum sadece Bundesliga’da geçerli.Şampiyonlar Ligi maçlarında BVB adeta kendini buluyor ve devleşiyor.Taraftarı ise hep yanında.Küme düşme hattına giren BVB bir  14. sırada oluyor bir 18. Fakat 18. olsa da küme düşse de biz Dortmund’u bırakmayacağız!

Ufuk: Takımın şu anki durumu istenilen seviyede değil elbet. Bu sene Dortmund'u 2 ayrı açıdan ele almak gerekiyor Avrupa ve Almanya olmak üzere. Avrupa'da istenileni çoğu zaman yapan bir Dortmund var karşımızda ligde baş gösteren defans problemi Avrupa'da o kadar büyük bir sorun yaratmıyor. Genel olarak bu iki alanda da en çok gözüme çarpan sorun defans da değil ayrıca. Yakaladığımız pozisyonları çok az bir yüzde ile gole dönüştürebiliyoruz ne yazık ki. Bunda en büyük etken tabi ki Lewandowski'nin ayrılışı ve yeni gelen forvetlerin henüz istenilen seviyede olmaması malesef.

Volkan: Yaşanan sakatlıklar takımı bozdu geçen sene de Bayern'in bu kadar arkasında kalmayı buna bağlıyorum.Takımın bütçesi Bayern kadar olmasa da birkaç oyuncu alsak fena olmaz.

Yaren: Takımın şuanda ki bundesliga durumu pek hoş görünmese de BVB'nin yine bir şekilde başarıcağına inanıyorum ki başaramazlarsa da taraftarlarını kaybediceklerini asla düşünmüyorum. Şampiyonlar ligi durumu ise bundesliganın aksine harika, umarım şampiyonlar liginde önemli bir başarı kaydederler.

Yaser: Takımın şu an lige konsantre olamadığını düşünüyorum.Biraz rehavet de olabilir ve hakem kararları da cabası.Şampiyonlar liginde de kötü olsak hakem kararlarından söz etmeyeceğim.Bu durumda Klopp'un kesinlikle suçlanmaması gerektiğini düşünüyorum.Bu büyük haksızlık olur.

Yusuf: Takım bana göre defansta sorun yaşıyor zaten şansızlık hat safada 1 oyuncu düzelse diğeri sakatlanıyor özellikle Reus çok şansız ve bana göre ş.ligine gösterdikleri saygıyı lige yansıtmıyor oyuncular zaten kazanırım havasıyla çıkmaları yanlış bunun sonucuda ligde şuana kadar hüsran oldu ama son kazanılan maç güneşli günler yakın dedirtti.
BVB Türkiye:
BVB'nin geleceği hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Atalay:
BVB'nin gelecekte her kupaya ambargo koyacağını düşünüyorum. Oluşturulan muazzam bir sistem var, bu sistem sayesinde BVB şu an dünyanın en iyi takımlarından birisi ama gelecekte "en iyisi" olacak.

Aynur: BVB'nin gelecekte de başarılı olacağını, tek takım odaklı bir ligde o takımla nasıl mücadele edileceğini en iyi bilen kulüp olarak birçok şampiyonluk, başarı yaşayacağını düşünüyorum.en azından 2018e kadar bizi güzel yıllar bekliyor bence.Ayrıca genç oyuncuların yetiştirilmesi,onlara yatırım yapılması,güven duyulması bizi gelecekte başarılı yapacak unsurlardan biri.Tabi yetiştirdiğimiz oyuncuların başa bir takım tarafından akılları çelinmediği sürece başarı da gelecektir.

Ceyda: Kışın sonu bahardır. Çok daha iyi olacağız. Ve eminim ki ikinci kez Şampiyonlar Ligi'ni kazanacağız.

Esra: Klopp olduğu sürece daha iyi bir konuma geleceğimizi düşünuyorum. Kimbilir belki ligde  yine şampiyonluklar yaşayıp CL finalinde yine görebiliriz kendimizi. ��

Esra Yılmaz:  Dortmund elbet buradan kurtulacaktır. Buna inancım tam. Hatta iki galibiyet alsalar peşpeşe özgüven sorunu falan da kalamayacak. İlk yarıyı en iyi şekilde kapatıp ikinci yarı tam takım savaşmaya devam edeceğiz ve en güzel geri dönüşü göstereceğiz inşallah.

Hüseyin: Kendi değerlerinden vazgeçilmediği, taraftar ile bağlantının kesilmediği sürece kulübün önü çok açıktır. Parası olan kulüplerle yapılan yarışta elbette büyük yaralar alınacak ve istenmeyen durumlar dünyanın düzeniyle alakalı olacaktir fakat iyi olan her şey elbette hak ettiği yere geleceği gibi BVB' de elbet bir gün hak ettiği yere, 1 numaraya gelecektir. 

İbrahim: Altyapımız cok saglam bir sekilde calısmaya devam ediyor. Gelecegimiz parlak gibi duruyor yeter ki gecmisteki lewa ve götze konularında hatalarımızı tekrarlamayalım.

Mustafa: BVB alttan yetişen oyuncularına, kulübe bağlılık ruhunu aşılamalı yoksa Bayern başımızı ağrıtmaya devam edecek. Ama her ne olursa olsun BVB artık dünyada tanınan, Avrupa'nın en elit 10 kulübünden birisi. Geleceğimizi de oldukça parlak görüyorum.

Simay: BVB alt yapıdan bir çok oyuncu yetiştiriyor.Bu da gelecekte eskisi kadar oyuncu sıkıntısı çekmeyeceği anlamında.Hala sözleşmesi devam eden oyuncular da var tabii.Bu durum kulübü de rahatlatıyor açıkçası.Taraftar desteği ise hep var.Kulüp maddi sıkıntı çekmediği halde BVB gelecekte de iyi futbol oynayacaktır.

Ufuk: Gelecek hakkında çok ama çok umutluyum. 10-11 ve 11-12 sezonları gibi şampiyonlukların duble kupaların gelmesi içten bile değildir. Artık oyuncularda dünyanın en iyi takımına gitmek değil BVB yi en iyi takım yapma isteği görüyorum bu çok umutlandırıcı bir gelişme.

Volkan: Muhteşem üçlü yerinde olduğu sürece güçlenmeye devam edeceğiz zaten özel bir takım çok daha özel olacaktır..

Yaren: Gelecekte BVB'nin, Real Madrid veya Barcelona gibi bir takım olucağını düşünüyorum, çoğu oyuncunun oynamak isteyeceği ve çoğu farklı taraftarın özenle baktığı takım. Şuan ki durumlarının da buna yakın olduğunu düşünüyorum.

Yaser: Gerek altyapıdan gelenler gerek Klopp'un transferdeki nokta atışları sebebiyle güzel günler göreceğimize inanıyorum.Maruoka çok yetenekli.Yeni Kagawa'mız olabilir :)

Yusuf: BVB çok paralar harcıyamayacağını belli ediyor. Reus, İlkay,Hummels gibi yıldızlar takımda tutulmalı yoksa tökezleyebiliriz..
BVB Türkiye:
Türkiye'de hangi takımı tutuyorsunuz? Tuttuğunuz takım ile BVB'yi karşılaştırdığınızda artılar eksiler var mı?

Atalay:
Türkiye'de Beşiktaş'ı destekliyorum. Artı bir yönü olduğunu söyleyemem. Eksi yönlerin ise sadece bir takımla alakalı olduğunu söyleyemem. Ülke olarak izlediğimiz yol çok yanlış. Sadece Beşiktaş'a özel değil. Veya diğer takımlara.

Aynur: Türkiye'den Beşitaş'ı tutuyorum.Ama açıkçası Beşiktaş'ı Dortmund'u takip ettiğim kadar takip etmiyorum. İki takmı karşılaştıracak olursam iki takımın benzer yönleri olduğunu düşünüyorum.Bunlardan ilki sakatlıkklar.Sakatlık bakımından iki takım da çok şanssız.ikincisi iki takımın da ekonomik kriz geçirmiş olması.BVB krizi atlattı fakat Beşiktaş daha tam olarak atlatamadı stat yapıldıktan sonra Beşitaş'ın da atlatacağını düşünüyorum.Diğer ortak nokta taraftar.. Taraftar olarak iki takımın da taraftarı her dönemde destekleyicisi.İki takımın daateşli taraftarı, taraftar grubu var.son ortak nokta iseiki takımın maçlarında hakem hatalarının fazla olması. 
Dortmund'un hocasınn ,yönetimin çok iyi olması,altyapısı iyi olduğu için birçok genç oyuncu yetiştirmesi ,bilet,forma,kombine,üyelik fiyatlarının taraftar düşünülerek uygun fiyatlarda olması artısı diyebilirim.Eksisi olduğunu düşünmüyorum.Beşiktaş'ın artısının stadı olmadığı halde iyi bir tempo yakalayıp lider olup aynı zamanda avrupa liginde de başarılı olması, stadı kendi emeğiyle yaptırması olduğu söylenebilir.

Ceyda: Türkiye'de Fenerbahçe'yi tutuyorum. Maddi olarak çok fark var Dortmund ile ve malesef ki bu farkın büyük bir kısmı futbol kültüründen geliyor. Ne yazık ki futbol anlayışımız her yönden çok farklı. Manevi olarak en büyük etken taraftar. Dortmund kötü bir haldeyken dolu tribünlere oynuyor fakat bu durum Türkiye'de ve ya Fenerbahçe'de olasaydı bazen etkenleri ayrı tutarak söylüyorum -e bilet vs- durum hiç iç açıcı olmazdı.

Esra: GALATASARAY, Daha çok yönetim tarzları ile ilgili farklılıklar var burda teknik adamlar bir yanlışta gözünün yaşına bakilmadan kapı dışarı edilebiliyor ama Dortmund da çok farklı, bu yıl BVB çok kötü bi gidişat içerisinde olsa bile Klopp' u yollamak düşünceleri  en son sey olur herhalde.

Esra Yılmaz:  Galatasaray taraftarıyım ben. Türkiye'de genel olarak sorun olan kulüp yönetimi bizde de var tabiki. Dortmund'a göre bir hayli borçlu bir takımız. Bu konuda hep Dortmund'un örnek alınması gerektiğini düşünmüşümdür ama bizde öyle başkanları sevmiyorlar. Galatasaray da Dortmund gibi ruhuyla oynayan bir takım. Bu sezon taraftar konusunda elde olmayan sebeplerle sıkıntı yaşasak da iyi bir taraftar grubumuz var. Ve en büyük eksi üyelik sanırım. Lise takımı statüsünden biran önce kurtulmamız gerekiyor.

Hüseyin: Türkiye'de Fenerbahçe taraftarıyım. İki takımı karşılaştırdığımızda bir tarafta tribün grupları maça gelmesin diye yüksek bilet fiyatları belirleyen yönetim, hatta belirli tribünlere bile çıkarmayan yönetim varken diğer tarafta zor günleri de bile taraftar yalnız bırakmasın diye her bütçeye uygun bilet çıkartan bir BVB var. Bu kesinlikle çok önemli. Fenerbahçe de son dönemlerde her şey ticarete ve para kazanmaya yönelirken BVB'de duygular ve takıma bağlılık ön planda. Ve elbette vizyonlar, yönetim şeklilleri Türkiye"deki bütün takımlarda kötü olduğu için BVB her zaman daha önde.

İbrahim: Türkiyede tuttugum takım şehrimin takımı Adanademirspordur. BVB ile karşılatırmamız yanlış olur diye düsünüyorum. Sonucta arada dağlar kadar fark var.

Mustafa: İyi bir Beşiktaşlıyımdır. Beşiktaş da tıpkı BVB gibi kült bir kulüp. Desteği içinde arayan, taraftarıyla büyüyen bir kulüp. Ben iki takımı da birbirlerine benzetiyorum. Ama BVB'nin yönetiliş biçimi, kendi gençlerine yatırımı daha ciddi. Ayrıca Beşiktaş'ın da rol modeli olan kulüp diye düşünüyorum. Benzer sıkıntıları Beşiktaş da yaşadı ve benzer şekilde ayağa kalkmaya çalışılıyor.

Simay: Türkiye’de Beşiktaş’ı tutuyorum.Beşiktaş ile BVB’yi karşılaştırdığım zaman tabiî ki artılar eksiler çıkıyor.Örneğin; Hem BVB hem de Beşiktaş halkın takımıdır.Taraftarlar aynı şekilde kulübün hep yanındalar.Fakat BVB daha üst düzey futbol oynuyor.Kadrosu daha profesyonel oyunculardan oluşuyor, bu da başarıyı getiriyor.Beşiktaş ise BVB’ye göre orta düzeyde.

Ufuk: Türkiye'de Fenerbahçe'yi destekliyorum. Fenerbahçenin BVB'ye göre eksiklikleri gayet uzun bir liste aslında. Kötü yönetim istikrarsızlık bunlardan bazıları ancak en temelleri. Türkiye'de Klopp şu anda 10 defa gönderilmişti sezon başından beri. Galatasaray en güzel örnek şu anda buna. Lider takımın teknik direktörü yollandı.

Volkan: Sivasspor tutuyorum .BVB taraftar desteği ,altyapı yatırımları olarak çok ileri seviyede .Sivasspor yöneticilerinin Dortmund'a gelip kulüp yöneticileri ile toplantı yapmasını isterdim. Dortmund teknik ve teknolojik bilgisini paylaşabilir

Yaren: Beşiktaş takımına ilgi duyuyorum ve kesinllikle çok benzediklerini düşünüyorum özellikle Bilic ve Klopp'un fazlasıyla benzer yönü var bence. Taraftar yönünden de benzerlikleri var, iki takımın da taraftarı takımını asla yarı yolda bırakmıyorlar.

Yaser: Fanatik bir Fenerbahçe taraftarıyım.Yönetim ve taraftar arası biraz kopuk diyebilirim.Altyapıya daha az önem veriliyor ve yapılan transferlerdeki doğruluk oranı yüksek diyemeyiz.Gençlere şans verilmiyor.Bir gence şans verilmesi için 25 yaşını tamamlaması gerekiyor adeta.Bunları - olarak sayabiliriz.Artı olarak ise her branşta çok başarılı bir kulübüz.Bu da önemli bir şey.

Yusuf: Trabzonspor'luyum, BVB'ye karşı her takım saygıyla oynamak ister ama çok eksiğimiz olduğu bi gerçek direnemeyiz.

BVB Türkiye:
BVB'yi takip ettiğiniz yerler nereleri?

Atalay:
Başta sosyal medya. Twitter, facebook, instagram hesapları. Aynı şekilde elimden geldiğince hiç bir maçı kaçırmamaya çalışıyorum televizyondan.

Aynur: BVB'yi takip ettiğim yerlerin başında BVB Türkiye geliyor tabi.Ardından BVB nin,oyuncuların resmi facebook ve twitter hesaplarından takip ediyorum.

Ceyda: BVB'yi Twitter ve Facebook'tan @BVB_Turkiye, @BVB ve @DortmundVines hesaplarından takip ediyorum.

Esra: Çoğunlukla sosyal medya en aktif hesap olarakta tabiki BVB Türkiye'den takip edebiliyorum.

Esra Yılmaz:  Facebook,Twitter ve Instagram'dan resmi sayfaları takip ediyorum. Twitter ve Insta'da takip ettiğim bir kaç gayriresmi sayfa daha var. Oyuncuların birçoğunu takip ediyorum her platformdan.

Hüseyin: Sosyal medya üzerindeki resmi hesaplardan, taraftarların açmış olduğu sitelerden,  çevirebildiğim kadar Alman medyasından takip etmeye çalışıyorum BVB'yi. Ayrıca BVB Türkiye'nin paylaşımları Türkiye'deki taraftarlar için büyük şans.

İbrahim: BVB yi takip ettiğim yerler Twitter ve Whatsapp da bir grubumuz var adı Schwarz-Gelbe World . Bu grupta Brezilyalı Meksikalı Alman Portekizli arkadaslarım var tek Türk benim. O grupta Dortmundla ilgili herseyi konusuyoruz ingilizce olarak.

Mustafa: Ülkemizde Bundesliga yayını yapan TRT, BVB maçlarını pek tercih etmiyor ne yazık ki. Yayınlandığında da izliyoruz elbette. Ülkemizde yayın yoksa maçları internetten takip ediyorum. Haberleri de internet aracılığıyla öğreniyorum. En birinci tercihim sizlersiniz :)

Simay: BVB’yi bütün sosyal medya hesaplarından takip ediyorum.Ayrıca televizyon kanallarında,dergilerde ve gazetelerde çıkan haberleri de sürekli dinlerim/okurum.

Ufuk: BVB'yi internet sitesi üzerinden, mobil uygulamasından ve twitterdan takip ediyorum. Bunun dışında kulüpten haftalık gelişmeleri mail olarak alıyorum.

Volkan: Twitter, Facebook ve Instagram..Yalnız Instagram kullanımı diğer kulüpler kadar ileri seviye de değil. 

Yaren: Daha çok twitter üzerinden @BVB ve @BVB_Turkiye hesabından takip ediyorum, ve BVB'nin telefon uygulamasından.

Yaser: BVB'yi sizden takip ediyorum.Ayrıca maç yayınlarından da (yayınlandığı zaman) takip etmeye çalışıyorum.

Yusuf: BVB'yi takip ettiğim yerler sosyal ağ bakımında her yerden takip etmekteyim maçlarını hiç kaçırmam. Büyük sevda.
BVB Türkiye:
BVB Türkiye hesabı hakkında düşünceleriniz nelerdir? Memnun musunuz?

Atalay:
Kesinlikle memnunuz hesaptan. BVB'yi ilk tanıdığımda, ilk sempati duyduğum zamanlarda BVB Türkiye'nin etkisi oldu kesinlikle. Çok güzel yönetilen asla boşlanılmayan bir hesap. Yabancı takımların Türkiye hesapları içinde en başarılı ilk 2'de olduğunu düşünüyorum.

Aynur: BVB Türkiye hesabından cok memnunum.BVB hakkında bilmediğim  birçok şeyi bu hesaptan öğrendi.Röportajları çevirmeniz,maçların Türkiye'de yayını olmadığı zamanlar maçın pozisyonlarıyla,gidişatıyla ilgili tweetler atmanız, fotoğraf ve vine paylaşımları yapmanız çok iyi oluyor. arada imza kartı hediye etmeniz de cok güzel.İmza kartlarını ben de alabilsem çok daha iyi olacak :) Harika hesap emeğinize sağlık..

Ceyda: İyi ki takip etmişim diyorum. Sayenizde de çok güzel bir BVB atkım oldu :) Takip ettiğim Avrupa takımlarının Türkiye hesapları arasında en aktif olanı. Fazlasıyla memnunum :)

Esra: Çok memnunum takımla ilgili herşeyi çok rahat bir şekilde öğrenebiliyorum. Sayfa adminlerinin de etkisi fazla çünkü gercekten samimiler sorduğumuz sorularla ilgileniyorlar �� Dortmund ile ilgili herşeyi eksiksiz bir şekilde paylaştığınız için teşekkürler.

Esra Yılmaz:  Bir Alman takımı hakkında en net bilgiye Almanca ulaşabiliriz. Benim Almancam olmadığı için bu haberleri bana aktarabilecek bi platforma ihtiyacım oluyor ve BVB Türkiye sayfası bunu hakkıyla yerine getiriyor. Her türlü bilgiye kolayca erişebiliyoruz,soru sorduğumuzda cevap alabiliyoruz. Gayet de centilmenler rakipleri tebrik ediyorlar, tatlı tatlı atışıyorlar falan :)

Hüseyin: BVB Türkiye hesabı ekibi bir kulüp sayfası olarak yapılabilecek en güzel işi yapıyor. İnsanları, taraftarları gönül verdikleri , sempati duydukları takıma daha fazla yaklaştırıyor. Kulüpten son bilgileri, açıklamaları ve güncel fotoğraf ve güzel videoların  anında bizimle paylaşılması gerçekten çok güzel bir iş. Yabancı takımların adına açılmış sayfalardan en iyisi. Bir yerde adeta taraftarın sesi diyebiliriz.

İbrahim: Bu hesap cok iyi Dortmundla ilgili herseyi Türkçe olarak bulabiliyoruz. Hesapdan memnunum ama bizde bir Whatsapp grubu düsünebiliriz.

Mustafa: Mükemmel bir hesap. Sabahları uyandığımda mutlaka kontrol ettiğim bir profil. Bu ülkeye BVB'yi sevdiren, en büyük sosyal medya faktörüsünüz. Kaç yıl oldu bilmiyorum ama bayağı uzun süredir takip ediyorum. Çok beğeniyorum ve Türkiye'deki BVB hayranlarının sesi olduğunuz için sizlere çok teşekkür ediyorum. Takipte kalmaya devam edeceğim :)

Simay: BVB Türkiye hesabı birçok BVB hayranını buluşturan bir hesap olduğu için çok güzel organize edilmiş bir hesap.Bu yüzden çok memnunum.Bizleri BVB’den haberdar ettikleri için onlara ne kadar teşekkür etsem az.Bu hesabı iyi ki açmışlar.

Ufuk: Hesaptan oldukça memnunum. Gerekli bütün açıklama ve ayrıntıları rahatlıkla bulabiliyorum. Hatta Dortmund'u desteklemeyip hesap güzel yönetildiği için twitter üzerinden takip eden birçok arkadaşım olduğunu bile söyleyebilirim.

Volkan: Almanca bilmediğim için bulunmaz bir nimet gözüyle bakıyorum. Yaptığınız herşey için teşekkür ederim ...

Yaren: Oldukça memnunum çünkü verdikleri bilgiler sayesinde takımımı takip edebiliyorum ve yazdıkları şeyler sayesinde takıma karşı sempatim daha da artıyor. Çoğu takım böyle hesaplara sahip değiller bu konuda BVB taraftarları olarak şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Yaser: Hesaptan çok memnunum.Bir mail veya tweet attığımda anında cevap veriliyor,anında ilgileniliyor.Aslında bu röportajı yapmanız bile bu işe ne kadar önem verdiğinizin göstergesi.

Yusuf: BVB Türkiye hesabından baya baya memnunum her insanın bilmediği şeyler vardır benimde öyle müthiş bilgilendiriyorlar maç heyecanını ve atmosferini harika yansıtıyorlar bide hediyelerden kazanabilseydik iyi olurdu :)





Katılımcılar
(Sorularımıza zaman ayırıp samimiyet ile cevap veren tüm arkadaşlarımıza BVB Türkiye ailesi olarak teşekkür ederiz.)

Atalay Can Ateş (@AtalayCanAtes9)
Aynur Can (@aynurcan09)
Ceyda Arabacıgil  (@CeydaArabacigil)
Esra Sayan (@Esra_syn18)
Esra Yılmaz: (@sabisubyan)
Hüseyin Türker (@mouseisigi)
İbrahim Turhan (@bvborussen1)
Mustafa Yılmaz (@itsmemusty)
Simay Yalçıntaş   (@simayyalcintas)
Ufuk Kurt (@ufukkurtt)
Volkan Özer (@volkanozerrr)
Yaren Nükur (@nukurr)
Yaser Çetin (@YaserCet)
Yusuf Tamar (@YusufTamar11)













Maç Detayları: Hertha Berlin 1-0 Dortmund

Geçen hafta oynanan iyi oyun ve alınan 3 puan ile Bundesliga'da bir yükselişin başlangıcını yapan BVB malesef bu süreci erken sonlandırdı. 20.000'e yakın taraftarının gücünü alarak Berlin deplasmanına çıkan Dortmund eski oyuncusu Schieber'in golü ile sahadan puansız ayrıldı..

Hertha Berlin 1-0 Dortmund

Hertha BSC
Kraft – Pekarik, Hegeler, Brooks, N. Schulz – Niemeyer – Beerens, Ronny (82. Lustenberger), Skjelbred (70. Hosogai), Ä. Ben-Hatira (70. J. van den Bergh) – Schieber
Borussia Dortmund
Langerak – Piszczek, Subotic (83. N. Sahin), M. Hummels, Schmelzer – Kehl (46. Ramos), S. Bender – Aubameyang, Gündogan, Mchitarjan (35. Blaszczykowski) – Immobile RSC

Gol: 40'Schieber
Sarı kart: Brooks / Piszczek
Seyirci sayısı: 75,254

Maç Detayları: Dortmund 1-1 Anderlecht

Borussia Dortmund şampiyonlar ligi D grubu son maçında Anderlecht ile 1-1 berabera kalarak grupta lider oldu ve adını ikinci tura yazdırmayı başardı. Yine bir çok pozisyondan yararlanamayan BVB maçın son bölümünde kalesinde golü görmeye engel olamayarak sahadan 1 puan ile ayrıldı.

Dortmund 1-1 Anderlecht

Borussia Dortmund
Langerak – Durm, Subotic, Ginter, Schmelzer (75. Aubameyang) – Gündogan (66. Kirch), N. Sahin – Mchitarjan, Kagawa (84. Blaszczykowski), K. Großkreutz – Immobile
RSC Anderlecht
Proto – Vanden Borre, Mbemba, Deschacht, N'Sakala – Dendoncker, Kljestan (69. Tielemans) – Conte (79. Cyriac), Praet, Acheampong – A. Mitrovic (89. Heylen)

Goller: 58'Immobile / 84'Mitrovic
Sarı kart: - / -
Seyirci sayısı: 65.851